Banu Tozluyurt

tarihinde yayınlandı

Dokuz aylık çocuğunu yanına alıp yeni şehirler keşfetmek için yola düşen kaç kişi tanıyorsunuz? Tahmin edelim, çok değil. Banu Tozluyurt’u şehirde yakaladığımız şanslı günlerden birindeyiz. Hayatta en rahat ettiği yerlerin birinde, salondaki çalışma masasında buluşuyoruz. Güne çayla başlayıp günü çayla bitiren, kaç bardak içtiğini artık hesap edemeyen Banu’nun evinde; birer bardak çay alıyoruz kendimize. Soracak çok sorumuz var ama acelemiz yok. Eğitim danışmanlığı yaptığı 17 senenin ardından, bize kısaca bu işi özetlemesini rica ediyoruz.

Aslında herkesin tek beklediği; karşısındakinin onu dinlemesi; yargılamadan ve akıl vermeden… Ben bunu yaparak insanlara destek oluyorum. Kendi sorunlarını kendileri çözüyorlar, ben sadece kolaylaştırıcıyım.

Üniversite yıllarında, insan ilişkileri ve davranış bilimlerine yönelmek konusunda kararlıymış. Tek sorun; topluluk karşısında konuşma fobisinin olmasıymış. Sormadan edemiyoruz, topluluk önünde konuşmaktan çekinen biri nasıl olur da büyük firmalara, kalabalık gruplara seminerler verip, sivil toplum kuruluşlarına proje koçluğu yapacak hale gelebiliyor?

Çok mu kolay oldu? Hayır. Çok çalıştım, çok okudum, kendimi çok geliştirdim. Mükemmeliyetçi bir yapım var ve kafama koyduğumu yapmadan bırakmam. 17 senedir de bırakmadım, yapmaya devam ediyorum.

Eğitim danışmanlığının kişisel gelişim ile yakından ilişkisi olduğu açık. İmza Kızın, İmza Karın ve İmza Ben adlı kitapları iki arkadaşı ile beraber sosyal sorumluluk projesi olarak yaptıkları ve kadın üçlemesi olarak hazırlanan bir seri. Hayat Çocukla Güzel ise tamamen Banu ve kızıyla olan ilişkisinden ortaya çıkmış.

Blog yazarken hem kızımla yaptığımız aktivitelere de yer veriyor hem de arkadaşlarıma çocuklarıyla yapabilecekleri aktivite önerilerinde bulunuyordum. Sonra bir baktım ki bu konuda oldukça geniş bir arşivim oluşmuş. İlk kitabım Hayat Çocukla Güzel böyle doğdu.

17 senedir iyi bir dinleyici olarak iş hayatına devam etmek, çoğu iyi dinleyici gibi kalemini de oldukça geliştirmiş. Hem de 4 yaşından bu yana…

4 yaşında yazı yazmayı öğrendim ve o zamandan bu yana duygularımı bu şekilde anlatırım. Küçükken anneme kızınca konuşmak yerine yazı yazardım. Yazmak benim için bir terapi.

Ama yazı yazmak kadar tutkuyla bağlı olduğu başka bir şey daha var: Seyahat etmek. Küçük yaşlarda ana-baba kucağında başladığı seyahatler giderek çeşitlenmiş ve uzak diyarlara doğru yol almış.

Daha kırk günlükken annemler beni alıp Armutlu taraflarına çadırlı kampa gitmişler. Çok gezen bir anne-babanın çocuğu olduğumdan dolayı her daim seyahat ettik ama ilk yurt dışı seyahatim kendi paramı kazandığımda Almanya’ya oldu. 23 yaşındaydım.

Bu kadar işin gücün arasında, evine ve ailesine vakit yaratmaya çalışırken bir de nasıl olup da gezmeye vakit yaratabiliyorsun diye soruyoruz. Anlıyoruz ki, işin sırrı evini ve aileni de bu tutkuya ortak etmek. Zaman zaman tek başına seyahat ediyor olsa da çoğunlukla üç kişilik seyahat planları yapılıyor.

2000 yılında evlendikten sonra vaktimiz ve nakdimiz denk geldiği sürece eşimle çok farklı kültürler görmek en büyük zevkimiz oldu. 2004 yılında kızımız doğdu ve onu da gezmeye alıştırdık.

Bugüne kadar yaklaşık 25 ülke, 60 şehir farklı şehre gitmiş. Türkiye’de görmediği neredeyse 10 şehir kalmış. Kaç uçak değiştirdi, kaç kilometre araba ile devam etti artık o da hatırlamıyor.

İşim gereği de çok seyahat ettiğimden bavul hazırlamak benim için çok kolay. En uzun kalacağımız seyahatler için bile bir gün önceden bavul hazırlarım ama alacaklarımı mutlaka yazarım.

Not tutmak daha önce hiç aklımıza gelmemişti. Banu’dan seyahat hazırlıkları ile ilgili daha ilginç fikirler edineceğimize eminiz derken, daha önce hiç aklımıza gelmeyen başka bir noktaya parmak basıyor: Eskiyen çamaşırlar!

“Bavula koyacaklarımı aklıma geldikçe boş bir koltuğun üzerine yavaş yavaş istiflerim – buruşmayacaklar en altta ve pijamalar en üstte olacak şekilde – bu konuda takıntılıyım. Püf noktam; eskiyen iç çamaşırlarımızı çöpe atmamam. Seyahate giderken bunları kullanırım ve gittiğimiz yerde çöpe atıp döneriz. Böylece hem seyahat boyunca kirli çamaşırlarımızı yanımızda taşımayız hem de eskiyen çamaşırlardan kurtulmuş oluruz.”

Peki seyahate onlarsız asla çıkmam dediği neler var?

Kalem, defter ve ses kayıt cihazım olmadan asla! Cep yağmurluk ve günlük kullandığım ilaçlar da olmadan olmaz tabi.

Yeni yerler keşfetmenin harika bir hazzı olduğu kesin ama aklımıza takılan bir soru var, bu keşfedilecek yeni yerleri nereden keşfediyor insan? Endonezya’nın sekizinci adasının yedinci koyundaki o minik mağarayı mesela?

“Benim biriktirme alışkanlığım var. Dergilerde, gazetelerde gitmediğim görmediğim yerleri gördüğümde ilgimi çeken yerleri keser saklarım ve buralara yönelik geziler planlarım. Takip ettiğim bazı bloglar var, gideceğim yerlere onlar daha önce gittiyse onların yazdıklarının çıktısını alırım. Seyahat kitapları en büyük destekçim. Seyahate çıkarken bir tomar kağıtla çantam doludur anlayacağınız.”

Gidilecek yerleri keşfetmek kısmı tamamsa gelelim seyahat için hazırlık yapmaya. Araştırmalar dışında, gideceği şehrin ya da bölgenin ruhuna nasıl bürünür insan diye soruyoruz.

Gideceğimiz yere ait filmler varsa öncesinde mutlaka izleriz. Örneğin Brugge’a gitmeden önce In Brugges filmini, Afrika öncesi Out Of Africa’yı izlemek gibi.

Bazı seyahatlerin müzikleri, bazılarının romanları, bazılarınınsa filmleri oluyor elbette. Bazılarınınsa kulaktan kulağa yayılan efsaneleri. Yine böyle şehirlerden biri, Bhutan’ı görmek; Banu’nun şu sıralar en büyük arzusu.

Gitmesi bile çok zor. Uzak ve her yıl sınırlı sayıda turist kabul ediyor. Bu bile gitmeyi istemek için bir neden. Halkının mutluluğunu ölçen yegâne ülke olması beni çok cezbediyor. ‘Gross national happiness’ olarak tabir edilen ‘gayri safi milli mutluluk’ kavramı her şeyden önemli Bhutan’da.

Bir mutluluk keşfine çıkmak üzereyken, blogu için röportaj yaptığı Betül Mardin ile görüşmesinden bir alıntı yapıyor.

-Betül Hanım, nasıl bu kadar seviliyorsunuz? Her kesimden her çeşit insan sizi çok seviyor ve adınız geçtiğinde size saygı duyuyor. Bir insan nasıl bu kadar sevilebilir?
-Ben herkese eşit durdum, insan ayırmadım. Sağlıklıyım, başarılıyım, mutluyum bunu da çevremle paylaşmakta sakınca görmüyorum.

 

 

Banu Tozluyurt
www.banunundunyasi.com
IAMNOTBASIC Beyaz Derin V Yaka T-Shirt ile
Proje Uygulama: 85/90 Projects

← Sonraki Yazı Önceki Yazı →